Doping Maddeleri, Etkileri ve Yan Etkileri

Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA)’nın dopinge karşı mücadele nedeni rekabete hile karıştırmanın dışında doping kullanımının sporcuların sağlığına olumsuz etkilerinin olması ve sporcuya zarar vermesi. WADA’nın bu yaklaşımına rağmen sporcular için dopingin kullanımının tek olumsuz etkisi yakalanma riski. Belki bunun nedeni doping kullanmaya karar veren sporcunun başarı için her şeyi göze almış olması.

Yapılan bir ankette sporcular  yakalanma riskinin olmaması halinde doping kullanır mıydınız sorusuna %98 oranında evet yanıtı vermişler. Bununla birlikte kullandığınız doping maddesi  gelecek 5 yılda katıldığınız tüm yarışmaları kazanmanızı sağlayacak ancak  5 yıl sonunda ölümünüze neden olacak yinede de kullanır mıydınız sorusuna %50 oranında bu maddeyi kullanacağı cevabını vermişler.

Başarılı olma hayali her şeyi göze alma noktasına geldiğinde, bazı sporcuların başvurduğu doping kullanımı son yıllarda profesyonel sporcuların yanı sıra rekrasyonel spor yapan ve özellikle vücut geliştirme hedefiyle çalışan kişilerin de kullanmaya başladığı bir yöntem haline geldi.  Profesyonel sporcuların aksine rekreasyonel sporcuların bu maddeleri kullanmasının bu maddelerin zararları konusunda yeterli bilgi sahibi olmamaları olabilir çünkü başarı hırsına yenik düşecek bir rekabetin içinde değiller. Bu yazıda özetle sık kullanılan doping maddelerinin kullanım amaçları ve zararlarından bahsedeceğiz.

 

ANABOLİK ANDROJENİK STEROİDLER

Anabolik-androjenik steroidler (AAS) vücutta testosteron veya daha etkin formu olan dihidrotestosteron etkilerini taklit eden ilaçlardır. Anabolik androjenik steroidler , bir sporcunun egzersiz performansını arttırmak veya vücut görüntüsünü değiştirmek için en çok kullanılan maddelerdendir.

Atletler genelde kür olarak adlandırılan farklı steroid birleşimlerini belirli periyotlarda uygularlar. Testosteronun kas kitlesi üzerindeki etkisi doza bağlıdır. Çalışmalar sağlıklı yetişkinlerde yüksek doz testosteron uygulamasının doza bağlı bir şekilde yağsız vücut kütlesini (LBM) arttırdığını gösteriyor. Bu çalışmalardan birinde haftalık 600 mg testorteron kullanımının ( günlük testosteron üretiminin yaklaşık 6 katı) 20 hafta sonunda kas kütlesinde 9 kg’lık bir artışa yol açtığı görülmüş.

 

Anabolik Steroidlerin Yan Etkileri

Anabolik androjenik steroidlerin en sık görülen yan etkileri kalp kasında büyüme sonucu ortaya çıkan kalp problemleridir. Yapılan bir araştırmada AAS kullananların %35’inde kalp çalışmasında değişimler olduğu görülmüş.  Bu değişimler sonucu meydana gelen fonksiyon bozuklukları  ani kardiyak ölümlerde  neden olarak gösterilebilir.

Kalp problemleri dışında testosterondan türeyen östrojen hormonundaki artışla birlikte erkeklerde testislerin küçülmesi, sperm sayısında azalma, cinsel işlev bozuklukları ve meme büyümesi (jinekomasti) görülebilir.  Kadınlarda ise göğüs atrofisi, adet düzensizliği, hirsutizm(erkek tipi kıllanma) ve akne artışı görülebilir.

AAS kullanımı sonucu sık görülen problemlerden bazıları da yardımcı çevre dokular(tendon,ligament) kuvvetlenmeden kas dokusundaki aşırı artışla birlikte meydana gelen tendon kopması ve bağ yaralanmalarıdır.

AAS kullanımının psikiyatrik yan etkilerine de özellikle dikkat edilmelidir. AAS kullanımı ve saldırganlık, şiddet davranışı ve duygu durum değişimleri arasında ilişki olduğunu gösteren çok sayıda çalışma vardır. AAS kullanıcılarında, psikolojik / psikiyatrik belirtiler daha yaygın ve şiddetlidir. AAS kullananlarda anksiyete ve depresyon görülme durumu iki kat daha fazladır.Ayrıca araştırmacılar AAS kullananlarda  uyuşturucu ve alkol kullanımına yönelim ve intihar ve cinayet riskinin de arttığını belirtiyor. 6362 dava ve 5779 ceza infaz kurumunun  incelendiği bir çalışmada, polislerden gelen davaların% 33.5’i ve mahkûmların% 11.5’i AAS için pozitif çıkmışlar.

 

BÜYÜME HORMONU

Büyüme hormonu(GH), önemli anabolik hormonlardan biridir ve anabolik steroid kullanıcılarının yaklaşık %25’inde AAS ile birlikte kullanılır. GH, sağlıklı genç erkeklerdeki tüm vücut protein sentezini arttırır ve egzersiz sırasında protein yıkımını önler. Bununla birlikte, bu etki antrenmanlı elit düzey atletlerde istenen düzeyde görülmez. Yapılan bir çalışmada GH’nin direnç antrenmanı uygulayan erkek atletlerde kuadriseps kas protein sentezine herhangi bir ilave etkisi görülmemiş(Yarasheski). Ayrıca, genç erkek atletlerde yapılan çalışmada GH kullanımı, miyofibriler protein sentezini değil kollajeni uyarmıştır. Bu bulgular, GH’nin tüm vücut protein sentezini uyarmasına rağmen, özellikle yüksek antrenmanlı atletlerde, iskelet kasları üzerinde spesifik bir anabolik etki yaratmayacağını gösteriyor.

Çalışmalar GH’nin sağlıklı erişkinlerde kas kütlesini arttırdığını gösteriyor.Ancak kas kütlesindeki bu artış önemli bir şekilde hücre dışı sıvıdaki artış ile kas hacminin genişlemesi sonucu oluşuyor. Kas kütlesi hücre dışı sıvı ve hücresel bölümden oluşur. Hücre dışı sıvı bileşeni kas dokusundan uzaklaştırıldığında, kasların miyofibriler bölümünde belirgin bir artış gözlenmemiştir. Dolayısıyla, GH kullanımı sonucu kas kütlesindeki artış çoğunlukla kas dokusunda meydana gelen hücre dışı sıvı artışından kaynaklanır. GH’nin  kas dokusu üzerindeki etkisi androjenler tarafından güçlendirilir ve GH ile testosteron kombinasyonu vücut hücre kütlesini arttırır. Özetle büyüme hormonu kullanımı sadece testosteron ile kombine edildiğinde fonksiyonel olarak aktif kas kütlesinde bir artış meydana getirebilir.

GH kullanımının özellikle yumuşak doku yaralanmaları sonrası iyileşme sürecini hızlandırıcı etkisi vardır.  GH bağ dokusu oluşumunu uyardığından dolayı iyileşme ve performans sonrası toparlanma süreçlerinde pozitif etki yaratır. Bir çalışmada 2 haftalık GH kullanımının kollajen sentezini 6 katına kadar arttırdığı görülmüş.

 

Büyüme Hormonu Kullanımının Yan Etkileri

Araştırmalara göre GH kullananların %40 ila %80’inde yan etkiler görülür. Bu yan etkiler genellikle sıvı tutulumundan kaynaklanan ödem, paraestezi(ciltte karıncalanma, uyuşma, yanma ve batma hissi), karpal tünel sendromu ve eklem ağrılarıdır.Bunlar dışında yüksek dozda GH kullanımı kalp yapısı ve fonksiyonu üzerinde negatif değişimler yapabilir.

Akromegali(aşırı GH salgısı nedeniyle kontrolsüz büyüme) hastalarında yapılan araştırmada GH hormonundaki artış hipertrofik ancak fonksiyonel olarak zayıf kaslar, hipertansiyon, kalp rahatsızlıkları, metabolik ve eklem rahatsızlıkları, diyabet riski ve yaşam süresinin azalması gibi riskleri arttırır.

AAS ile birlikte GH kullanımı ilave toksik etkiye neden olur; özellikle sıvı tutma ve miyokardiyal hasar gibi problemler ortaya çıkabilir. Her iki hormon da insülin direncini, prostat hipertrofisini ve muhtemelen kanseri tetikleyen bir etkileşime girebilir.

 

İNSÜLİN VE İGF-1

İnsülin ve İGF-1(insülin benzeri büyüme faktörü) giderek doping maddeleri olarak kullanılmaya başlandı. IGF-1 karaciğerde üretilir ve GH’nin etkilerinin ana aracıdır. Performansı artırabilen insülin ve IGF-1 protein anabolizmasını, glikoz alımını ve kastaki glikojen depolamasını arttırır. İnsülin iskelet kasının protein yıkımını engelleyerek net amino asit alımı ve protein anabolizmasını arttırır.IGF-1 protein sentezini arttırır.

IGF-1’in glikoz metabolizması üzerindeki etkileri büyük ölçüde insülininkine benzer. İnsülin ve IGF-1 kas anabolizmasını uyarır ve kasların glikoz kullanılabilirliğini arttırır.

Artan sayıda vücut geliştirme sporcusu insülini doping olarak kullanıyor. Yapılan bir ankette çoğu aynı zamanda anabolik steroid kullanan diyabetik olmayan insülin kullanıcılarının çoğunda hipogliseminin yan etkileri (% 57) ve birinde bilinç kaybı görüldüğü belirlenmiş.  Çalışmalar diyabetik olmayanların insülin kullanımının hipoglisemiye hatta komaya ve ölüme neden olabileceğini gösteriyor.

IGF-1’in özellikle anabolik steroidlerle birlikte kullanımı kanser hücrelerini arttırma potansiyeline sahiptir. Dolaşımdaki IGF-1 ile prostat ve kalın bağırsak kanseri arasında bir ilişki olduğunu gösteren çalışmalar vardır.

 

ERİTROPOİTEİN

Aerobik dayanıklılık gerektiren sporlarda kullanımının yaygın olduğuna inanılan eritropoitein (EPO) kanın oksijen taşıma kapasitesini arttıran bir etkiye sahiptir. Yapılan bir çalışmada eritropoitein uygulamasının hemoglobini %12 hematokrit oranını %19 arttırarak maksimal oksijen kullanım kapasitesini(vo2max) arttırdığı görülmüş.

Bununla birlikte Epo kullanımı ciddi sağlık sonuçlarına neden olabilir. Epo’nun yan etkileri arasında mide bulantısı, baş ağrısı, baş dönmesi, eklem ağrısı, alerjik ve anaflaktik reaksiyonlar bulunur. Epo, en azından kısmen, hematokrit üzerindeki etkisinden bağımsız olarak sistemik ve serebral vasküler iletkenliği düşürerek kan basıncını yükseltebilir. Kan viskozitesini, pıhtılaşmayı ve pıhtılaşma tepkimesini arttırarark tromboz riskini yükselir. Böylece miyokard enfarktüsü ve inme riski artar.

9000’den fazla kanserli hastada yapılan meta-analiz çalışmasında Epo ile yapılan tedavinin tromboz(damar içinde bir kan pıhtısının oluşması ve böylece kan akışını engellemesi) arttırdığı görülmüş. Bu durumun sağlıklı sporcularda da risk olup olmadığı net değildir. Ancak Epo ile 3 aylık dopingin kullanımının ardından profesyonel bir bisiklet sporcusunda  serebral sinüs trombozu meydana geldiği görülmüştür. Epo, anjiogenezi tetikleyerek doku oksijenlenmesini arttırır hücre ölümünü engelleyerek kanserli hücreler varsa bu hücrelerin ilerlemesini destekleyebilir. Epo’nun doping olarak kullanımı aerobik egzersiz kapasitesini artırabilir, ancak bu etki tromboz, otoimmün reaksiyonlar ve muhtemelen kanser için artan risk anlamına gelir.

 

BETA-ADRENERJİK İLAÇLAR

Beta-Adrenerjik (BA) agonistleri bronkodilatatör, anabolik ve anti-inflamatuar etkileri nedeniyle doping olarak kullanıma açık ilaçlardır. Çalışmaların çoğunda akciğer fonksiyonunda düzelmeye rağmen aerobik egzersiz performansı üzerine sınırlı bir etkileri görülmüştür. Bir çalışmada erkek atletlerde 6 haftalık salbutamol kullanımı dayanıklılık, kuvvet veya kas gücünde belirgin bir iyileşme sağlamamış.

BA agonistlerinin (salbutamol, formoterol ve salmeterol) birlikte kullanımının elit yüzücülerde yüzme performansını iyileştirmediği  ancak yüzme ergometresi sprint performansında bir artış olduğu görülmüş. Oral salbutamolün  rekreasyonel atletlerde sprint kapasitesinde belirgin bir pozitif etki yarattığı ve akut salbutamol uygulamasından sonra sprint kapasitesindeyse neredeyse % 15 artış olduğu görülmüş . Maksimum anaerobik güçte artış hem antrenmanlı hem de antrenmansız erkeklerde görülmüş.

BA agonistleri için görülen temel yan etki kardiyovasküler problemlerdir. Taşikardi, BA agonistlerinin ortak bir özelliğidir. Bunun yanında supraventriküler ve ventriküler aritmiler, miyokardiyal iskemi(kalp kası oksijen yetmezliği) ve hatta ani kardiyak yetmezlik gibi daha ciddi yan etkiler etkiler olduğu çalışmalarda görülmüştür.

BA antagonistleri, çoğunlukla kaygı ve kaslarda titreme yaşayan atletler tarafından kullanılır.için BA antagonistleri, metabolizma ve vücut kompozisyonu üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, dayanıklılık ve sürat kapasitesini düşürür. Dolayısıyla BA antagonistleri ile doping, kas anabolizması, kas gücü, aerobik ve anaerobik egzersiz kapasitesi için negatif etkileri olabilir. Ancak kaslarda titremeyi azaltan etkisinden dolayı okçuluk ve atış gibi spor dallarında doping olarak kullanımı yaygındır.

 

GEN DOPİNGİ

Gen aktarımı tıp dünyasında genetik hastalıklarla mücadele için üzerine araştırmalar devam eden bir yöntem. Ancak bu yöntemin sporculara uygulanarak büyüme hormonu, IGF-1 veya eritropoitein gibi maddelerin vücut tarafından doğal olarak üretiminin arttırılması ile bir doping yöntemi haline gelmesinden kaygılanılıyor .Gen dopinginin sporcular arasında kullanıldığına dair net kanıtlar olmasa da gelecekte bu yöntemin sporcuların performansını arttırmaya yönelik olarak kullanımının yayılacağının düşünülmesi ve tespitinin zorluğu kaygı yaratıyor.

Gen dopinginin temeli performansı arttırmaya yönelik genetik materyalin aktarımı olarak tanımlanabilir. Sporcuya hedef genin aktarılması hücre içi veya hücre dışı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Hücre içi gen aktarımında hedef gen sporcuya bir virüs yoluyla veya enjeksiyonla aktarılır. Hücre dışı yöntemde ise gen doping yapılacak kişiden alınan hücrelere laboratuvar ortamında istenen gen aktarımı yapılır. Aktarımdan sonra genleri içinde alan hücreler seçilir, çoğaltılır ve tekrar kişiye verilir.

Spoculara genetik müdahaleler sporcuların sağlığına bilinmeyen riskler getirebilir. Gen doping, germ hücrelerini de etkileyerek gelecek kuşaklları etkileyebilecek hastalık riskleri yaratabilirler. Gen tedavisinin yan etkileri tahmin etmek zordur.  İnsanlarda yapılan çalışmaların eksikliğinden dolayı, uzun vadeli sonuçlar bilinmiyor ve gen dopinginin yan etkilerinin yakın gelecekte ortaya çıkabileceği ve risklerin böylece görülebileceği düşünülüyor.

AtletikNet©